Kayıtlar

YENİ YAŞIMA İTHAFEN-2021

Her yıl olduğu gibi bu yıl yeni yaş gününe az bir vakit kala oturdum yazmak geldi içimden. Evden uzakta, yanımda çay, kulağımda o çok sevdiğim şiirler, hava alabildiğine soğuk ve yağmurlu. Beni amansız bir düşünme ve hayal denizine götüren o sözcükler. Şairler zamanın büyücüleri; yoksa nasıl yazılsın o dizeler. Bu yıl nasıl başlayacağımı gerçekten bilmiyorum.  Yeni insanlar tanıdım, tesadüfü karşılaşmalar. Çok güzel yolculuklar yaptım bitmesini istemediğim. Orda zaman dursa yaşardım yüzyıl. Öyle bir an oldu ki ölsem herhalde gam yemezdim, dediğim. Daha çok yaşama isteğimin, hiçbir önemi yoktu o anların yanında.  Çocukken hayali bile hayal olan yolculuklar ve anlar. Sanırım bu yılın kıyağı buydu bana. Her şey o kadar bizim içindi ki, şimdi ise her şey o kadar karşı ki bize.   İnsan zamanı yettiremiyor yaşamaya. Bu yıl en büyük utancım yeterince okumamak oldu. Okuyamamak, ruhumu ve aklımı yakıp kavurdu ama cesaret edemedim bir türlü. Niye derseniz. Okumak zahmetli işti...

YAŞAMAKTAN

    Bir kitapta okumuştum ilk o sevgi denen şeyi. Hiç unutmam o kitabı, hayatımda dönüm noktası dediğim kitaptı. Beni kitap okumaya başlattı dediğim kitaptı ve en önemlisi bana sevginin her şeyin üstesinden gelebileceğine inandırmıştı.  Sevgi üstündü, üstündeydi her şeyin . O her şeyin üstünden gelirdi ne olursa,  nasıl olursa olsun. Hep inandım eksik etmedim, sevgiyi kalbimin ve umudumun tarlasına ekip ekip biçtim. Yaşamak yolunda öyle manzaralar çıkmıştı ki karşıma evet, evet demiştim sevmek çözer her şeyi. Dostoyevski, "bir insanı sevmekle başlayacak her şey" diyor Budala kitabında. Sevgi gebe başlangıçlara, umuda, iyiliğe, güzelliğe… Böyle olduğuna o kadar çok inanmıştım ki ya da inandırmıştım ki kendimi. İnancımın sınırlarını tahmin bile edemezsiniz.  Haydar Ertem Yaşar KEMAL’ in cenazesinde okuyor ya:  “... ey her şey bitti diyenler korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. ne kırlarda direnen çiçekler ne kentlerde devleşen öfkeler henüz elveda demedile...

YENİ YAŞIMA İTHAFEN-2020

    Yeni bir yıl, bir yaş daha geçti ömür dediğimiz koşuşturmadan. Geçen yıl buna benzer bir şeyler karalamıştım yine yaşıma ithafen. Onu paylaşmadım. Birkaç kez yeltendiğimi söyleyebilirim ama her seferinde vazgeçtim sonra. Dedim ki kim niye okusun?. Dedim ki, insanlar özel duygu ve düşüncelerimi neden bilsin? Dedim ki kimin vakti var ki böyle uzun şeyleri okumaya. Her seferinde başka başka cevaplar mani oldu paylaşmama. Bu sefer, bu sefer değil. Paylaşacağım dedim. Vakti olan okur, okumak istemeyen olur; okunmasa da olur.. Hayatımın zor zamanlarının şiirlerinden biri ile başlamak isterim. Pablo Neruda’ nın Ağır Ölüm şiiri:  ’’Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler. Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar,  okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.’’ ...